2016 tüm beklentileriyle kar yağışı içinde geldi. 31
Aralık’tan 1 Ocak’a sihirli değnek ile her şeyin değişeceğine dönük hayallerimiz,
gene “ pufff ” diye bir anda
kayboldu.
Her şey kaldığı yerden devam ediyor. Hala ekonomimiz kırılgan.
Hala yapısal reformlar gözümüzü açtığımızda yapılmış, bizi beklemiyor.
Hala Merkez Bankası bağımlı, bağımsız.
Hala asgari ücret 1.300 TL oldu diye tam anlamıyla sevinemiyoruz;
Çünkü Suriyeli kaçak işsizler sorunu devam ederken, işimizi kaybetme
korkumuz midemizi ağrıtıyor.
Küresel ekonomideki daralma beklentileri devam ederken, ekonominin 1 Kasım seçimi sonrasında ikinci plana
atıldığı ülkemde, tek tartışma konusu halen siyasi konjonktür içinde yer alıyor. Enflasyonu
neden tutturamadığımız neden hala en gelişmekte olan ülke ekonomileri içinde en kırılgan olduğumuzu sorgulamadan
2016’nın tüm sorunları ile karşı karşıya kalacağız. Yani ülkemde her şey gene bıraktığımız gibi.
Hayatınızda aldığınız yatırım kararlarını düşünün. Ödediğiniz paranın karşılığını alamayacağınızı düşündüğünüz, belirsizlik içinde risklerin
arttığını öngörebildiğiniz ya da hissettiğiniz, yatırım yaptığınızda bir şeylerin ters
gideceğine inandığınız noktada geri çekildiğiniz anı hiç yaşamadınız mı?
Böyle bir öngörüye ait tüm sayısal verilerin
elinizde olduğunu, riskin yatırım fırsatından değil de
belirsizlikten kaynaklandığını gösteren tüm rakamları görebildiğiniz noktada yatırım yapar mıydınız?
2016’ya böyle başlıyoruz. İnşaat sektörüne dayalı büyümenin tetiklendiği, yatırımcı için fırsatın faizleri düşük tutmak olduğunu düşünen bir ekonomi
anlayışı, bizi küresel ekonomide kırılgan hale getirdiği gibi, giderek
eriyen rekabet gücü içerisinde balonlar ile baş başa bıraktı. Çin’deki daralmanın küresel ekonomilere etkisi
ve FED’in bu yıl tahmini 4 adet yapacağı faiz artışı karşısında, bizi buralara
kadar sürükleyen sıcak para kendine güvenilir ve yaptığı yatırımın karşılığını alacağı ülkelere geçiş yaptı bile. Sıcak paranın yatırım olmadığı, yapısal reformların sağlayacağı uzun vadeli katma
değerli yabancının bu ülke için YATIRIM olduğu, okullarda ders
olarak öğretilirken, ülkem de halen daha yapısal reform anlayışı, bir parmak bal çalmaya benzer,
piyasaya para pompalamaktan öteye gitmiyor. Dolaylı vergilerin, eşitsizliği durmaksızın körüklendiği ekonomi de
pompalanan para yön değiştirmeden akış hızı artarak devam
ediyor.
Suriyeli kaçak işçilerin her an yerinizi alabileceği korkusunu yaşamıyorsanız, 2016’nın o şanslı burçlarındansınızdır. Asgari ücretin yaşanabilir seviyeye çıkması bu ülkenin en önemli ihtiyaçlarından. Ancak, işte olmazsa olmaz
yapısal reformlar yapılmadan gerçekleşen artış, işverene verilecek
desteğin belirginleşmemiş olması yüzünden bir anda
kirli rekabettin içinde kaybolup gidecek.
Her şeye rağmen huzurlu, mutlu, sağlıklı ve endişesiz bir yeni yıl dileğiyle…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder