30 Mayıs 2016 Pazartesi

Ciddi misiniz ?

                               
                                                              
Özellikle siyasi konulara girmeden yazmayı tercih eden biriyim. Ama Türkiye ekonomisinden bahsettiğinizde siyasete bulaşmadan yazıyı tamamlamak için illaki teknik konuların içerisinde gezmeniz gerekiyor.

İmkânsıza yaklaşıyorum, siyasete bulaşmadan yazımı tamamlamak için; ama en azından Mehmet Şimşek konusunda teğet geçerek birkaç şey söylemek istiyorum.

Ciddi misiniz?

Mehmet Şimşek, ekonomik aktörler içinde Ali Babacan ile birlikte piyasanın en güven duyduğu isimlerdendi. Kabul ediyorum. Ancak geride kalan 64. Hükümetin kısa süresi içinde ne kadar etkisini hissettiniz? Ya da sadece vitrin olarak mı oradaydı. Ali Babacan’ın ismi geçsin diye ferahlama anı arayan oyuncular, şimdi aynı şeyi Mehmet Şimşek için yapıyorlar.
Gerçeklere dönelim. Ekonomi tek eksenli, faiz duyargası ile yönetilecek. Vitrindeki bibloların bir vasfı kalmadı artık. Kaldı ki, Mehmet Şimşek’in bunun farkında olduğunu son yaptığı açıklamalardan da anlaşılabiliyor.

Mehmet Şimşek’in Artık yapay zekânın, artık robotlaşmanın, robotların istihdam edildiği bir dünya. Aman hocalarım ne olur şu çocuklarımıza bilginin ötesinde bir şey kazandırın. Daha farklı yetenekler, transfer edilebilir yetenekler kazandırın.” ifadesi,  yardımcısı olduğu Başbakanın bilişim için “ Fazla kafayı takmayın, sıyırırsınız” a zıt.

Neyse…

FED’in faiz artırım baskısını devam ettiği, turizm gelirlerinin ürperttiği bir ortamda döviz atağına karşı MB’nin alacağı önlemleri dört gözle takip etmemiz gerekecek. Cebimizdeki paranın giderek azaldığı bir ortamda zorunlu olarak maaşlardan BES’e kesilecek 100 TL’nin de endişe verici bir tarafı yok. Zaten işlerimizi, vasfına bakılmaksızın Suriyeli işgücüne terk ediyoruz. Bunun da ekonomiye olan güvenimizi arttırdığı gün gibi ortada. Hepsi bir tarafa kim bu kadar konutu alıyor demeden, inşaat ile büyüyen ekonominin oluşturduğu balonlardan da bir haber durumdayız. Büyüyoruz yani sorun yok. Reel sektörü inşaat ile bir tutabilen bir güruha döndük.

Petroldeki avantajımızı giderek kaybetmeye başladığımız, bu yetmezmiş gibi döviz girdilerimizin azalmaya başlayacağı yılın ikinci yarısında hangi aklı evvelin risk iştahını arttırarak ülkeye sıcak para dışında yatırım sokabileceğiz, bunu merak ediyorum. Kaldı ki giren sıcak paranın spekülasyon için gireceği açıkken sevinebilecek miyiz? Bu kısım Gelişmekte Olan Ülkelere artan risk iştahından bahsedenler için olsun. Risk iştahı gerçekten Gelişmekte Olan Ülkelere gücüne oranla dağılıyor zaten. Biz gelişmekte olduğumuzdan bile emin değiliz.

Merkez Bankasının yapacağı faiz indirimlerinin ülke ekonomisinde yatırım iştahını arttıracağını düşünmek saflık olmayacak mıdır?

Ve aklımda deli sorular…

Gerçekten ciddi olamazsınız. 

17 Mayıs 2016 Salı

ceteris paribus ( 16.05.2016 uludağ gazetesi )




Ekonomide bir kural vardır ya da varsayım da diyebilirsiniz, “Ceteris Paribus”. Bütün diğer olasılıklar sabitken, ölçümü gereken unsurdaki değişimi açıklamada kullanılır. 

Kabul ediyorum, teknik bir terim ve bilmeyen biri için anlaşılmaktan uzakta. Şöyle basite indirgeyelim. Değerindeki değişimi ölçmek istediğimiz bir veri sepetimiz var ve bundaki değişimi yorumlayabilmemiz için öncelikle onu etkilemesi muhtemel diğer verilerin sabit olduğunu ve değişmeyeceğini kabul ediyoruz. 

Daha da mı karıştı. Boş verin. Asıl konumuz zaten bu Doların ne olacağı. Ve Türkiye gibi bir ülkede konu döviz ise ve hatta dolardan bahsediyorsak, hiçbir diğer şartın sabit veya olağan seyrinde gideceğini kabul edemeyiz.  

Kişisel fikrim dolar için konuşursam, göreceğimiz her düşüşün orta ve uzun vade için alım fırsatı olduğu. 2,80 desteğini kırdıktan sonra yapılan alımların kar getireceğini bilmek için kâhin olmaya gerek yok.

Sürprizin bol olduğu siyaset ortamında dolarda yaşanacak harekete artık alışmış olmamız gerekir.
Aslında ekonominin siyasetin esiri olduğu bizim gibi ülkelerde, istatistiki rakamların gerçeği yansıtması konusunda nasıl şüphelerimiz var ise, teknik analize dayalı tahmin yapmanın, yazının girişinde bahsettiğim diğer bütün şartları sabitlemekten bir farkı olmadığını söylemek lazım.
Hatta tam tersi hiçbir şartı sabit kabul etmeden daha ne olabilir ki, diye düşünerek yatırım yapmak daha kazançlı olacaktır.

Elimizdekileri sıralayalım, öncelikli olarak iç siyasette giderek artan belirsizlik ve terörün yarattığı can sıkıcı durum. Siyaset cephesinde yaratılan her çözümsüzlüğün bu ülke ekonomisinde neler yarattığı çok uzak geçmiş değil. İktidarın tek elde olması, ekonomi yönetiminin tek yumruk hedefe kitlendiğini ne kadar göstermiyorsa, ekonomi bürokratlarının bağımsızlığının tartışılır olması bir o kadar beceriksizliği de beraberinde getirecektir.  

Siyasetin önümüzdeki dönemde daha da tartışma konusu olacağı bir gerçek ve bu durum yazı konumuz olan Dolar için tartışmasız büyük etken. Merkez Bankasının faiz konusunda alacağı kararlarında siyasetin tahmin edilir koşulunda ilerleyeceğini düşünürsek, doların yukarı ivmelenmesi beklenmedik olmayacaktır.

Bununla birlikte, yaz dönemine girerken turizmde yakındığımız sıkışıklıkta, döviz girişlerimiz de problem yaratacağı açık. Döviz girdilerimiz içinde en büyük kalemlerden olan turizmin yaratacağı sıkıntıyı yılın ikinci yarısından sonra daha belirgin hissedeceğimizi düşünüyorum. 

Dış etkiden bağımsız bir süreç düşünülemeyeceğine göre, FED’in bu sene yapması muhtemel en az iki faiz artışı da Demokles’in kılıcı gibi sallanmaya devam edecek gibi. Haziran ayındaki toplantı yaklaşırken piyasalarda beklentiler daha da belirginleşecektir.

Risk iştahının gelişmekte olan ülkeler üzerine hareketleniyor olduğunu düşünürsek, iştah kaçırıcı her durum yeni bir dayak yememize sebep olacaktır. 

Kısaca siyasetteki çalkantılar ile ekonomideki bağımlı bağımsız tutum, yaşanması muhtemel şoklar; doların sene sonu tahminlerini 3,20’nin üzerine taşıyor.