Yaradılışımız gereği korkularımız, endişelerimiz bizleri
anlık tercihlere; sonucunu kestiremediğimiz hızlı karar alma süreçlerine
itebiliyor. Genel yapımız güvenli limanlarda yer edinmek olduğu için, dalgalı
denizlerde karar mekanizmamızı geliştirip, uzun vadeli planlar yapamıyoruz. Ama
sanırım bu biz Türk toplumunda daha baskın. Yumurta kapıya gelince iş yapmayı,
başkalarının kararları içinde yaşamayı daha kolay kabulleniyoruz.
Kısa bir girizgâhtan sonra seçimlerin ertesinde, önümüzde
duran ekonomik problemlerin devam ediyor olduğunu henüz fark edemedik. Evet,
tek başına bir iktidarın gücü olacak. Ancak unutmayalım bu güç son 13 yıldır
bizimle idi. 2011 ve sonrasında 2013 ( FED açıklaması ile başlayan süreç )
itibariyle ekonomideki eksik yapılanların, teğet geçemeyen süreçlerin tortuları
ile baş etmek zorunda olacak. 2015
Türkiye için kayıp bir yıl olarak yerini alıyor. 2016’ya hazır hissediyor
muyuz?
FED’in gelişmekte olan ülkelerin üzerinde sallandırdığı
giyotin halen daha tam olarak kendini göstermemiş iken, 2016 ‘ya birden fazla
karmaşanın içinde gireceğiz.
Siyasi konjonktürün neler getireceğini şimdilik unutalım.
Küresel ekonominin daraldığını, Çin’in büyüme probleminin devam ettiğini ve
paranın artık gelişmiş ülkelere doğru yön aldığını düşünürsek elimizdeki pasta
diliminin ebatlarını korumak bizim için başarı sayılır.
Düşüncem o ki, ekonomik reformların yapılma zorunluğu içinde
dirayetli ve bağımsız olacağına inanmak istediğim bir ekonomi yönetimi
olacaktır. Gerçekleşecek şok dalgalarının emilmesinde güçlü görünen bir ekonomi
yönetimi piyasalara güven konusunda çok ama çok önem taşıyor.
AB’nin tahvil alımına devam edecek olması, Euro için 2016
seyrini az çok belli ediyor. Ancak FED’in halen daha sakladığı faiz silahını,
zamanında kullanmadığı durumda; beklediği etkiyi yaratamayacak olması da
sürpriz olmamalı. FED’in yaratmak istediği şok dalgası bu belirsizlik yüzünden
etkisini giderek azaltıyor. Yatırımcı, gelişmiş ülkelere olan geçişini
sürdürüyor, gelişmekte olan ülkeler de de ( halen biz hariç ), alınan yapısal
reform önlemleri ile umulan korkuyu yaratmayacaktır. FED’in faiz artırımı
konusunda piyasa oyuncuları ile havuç-tavşanı oynaması, belli bir süre sonra
tavşanın yorulup havucun peşini bırakması ile sonuçlanabilir ki; bu da paranın,
Amerika’ya dönecek olan dolardan başka yatırım araçlarına akmasını
hızlandırması demektir.
Bu denklemde bizim durumumuz biraz istisna yaratıyor.
Kırılganlığımızın hassan olduğunu, seçim belirsizliklerinde yorgun düşen
ekonomik yapının artık bir an evvel icraat görmeyi beklediğini düşünürsek,
kaybettiğimiz her dakika 2016 yılından çalmaya devam ediyor. Sayıların anlamlı,
anlamsız hareketini bir kenara bırakın, gerekli olan düzenlemeler yapılmadan,
ekonomik vaatleri gerçekleştirmenin hayali ile tedbirsiz davranırsak; yeni
sorunları birbirine ekleyerek getiririz. Bunun içinde en önemli şey bağımsız ve
güçlü bir ekonomi yönetimi. Buna bakanından bürokratına ve en başta MB na kadar
herkes dahil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder