14 Kasım 2015 Cumartesi

dakikalar akıyor .....



Yaradılışımız gereği korkularımız, endişelerimiz bizleri anlık tercihlere; sonucunu kestiremediğimiz hızlı karar alma süreçlerine itebiliyor. Genel yapımız güvenli limanlarda yer edinmek olduğu için, dalgalı denizlerde karar mekanizmamızı geliştirip, uzun vadeli planlar yapamıyoruz. Ama sanırım bu biz Türk toplumunda daha baskın. Yumurta kapıya gelince iş yapmayı, başkalarının kararları içinde yaşamayı daha kolay kabulleniyoruz.

Kısa bir girizgâhtan sonra seçimlerin ertesinde, önümüzde duran ekonomik problemlerin devam ediyor olduğunu henüz fark edemedik. Evet, tek başına bir iktidarın gücü olacak. Ancak unutmayalım bu güç son 13 yıldır bizimle idi. 2011 ve sonrasında 2013 ( FED açıklaması ile başlayan süreç ) itibariyle ekonomideki eksik yapılanların, teğet geçemeyen süreçlerin tortuları ile baş etmek zorunda olacak.  2015 Türkiye için kayıp bir yıl olarak yerini alıyor. 2016’ya hazır hissediyor muyuz?

FED’in gelişmekte olan ülkelerin üzerinde sallandırdığı giyotin halen daha tam olarak kendini göstermemiş iken, 2016 ‘ya birden fazla karmaşanın içinde gireceğiz.  

Siyasi konjonktürün neler getireceğini şimdilik unutalım. Küresel ekonominin daraldığını, Çin’in büyüme probleminin devam ettiğini ve paranın artık gelişmiş ülkelere doğru yön aldığını düşünürsek elimizdeki pasta diliminin ebatlarını korumak bizim için başarı sayılır.
Düşüncem o ki, ekonomik reformların yapılma zorunluğu içinde dirayetli ve bağımsız olacağına inanmak istediğim bir ekonomi yönetimi olacaktır. Gerçekleşecek şok dalgalarının emilmesinde güçlü görünen bir ekonomi yönetimi piyasalara güven konusunda çok ama çok önem taşıyor.

AB’nin tahvil alımına devam edecek olması, Euro için 2016 seyrini az çok belli ediyor. Ancak FED’in halen daha sakladığı faiz silahını, zamanında kullanmadığı durumda; beklediği etkiyi yaratamayacak olması da sürpriz olmamalı. FED’in yaratmak istediği şok dalgası bu belirsizlik yüzünden etkisini giderek azaltıyor. Yatırımcı, gelişmiş ülkelere olan geçişini sürdürüyor, gelişmekte olan ülkeler de de ( halen biz hariç ), alınan yapısal reform önlemleri ile umulan korkuyu yaratmayacaktır. FED’in faiz artırımı konusunda piyasa oyuncuları ile havuç-tavşanı oynaması, belli bir süre sonra tavşanın yorulup havucun peşini bırakması ile sonuçlanabilir ki; bu da paranın, Amerika’ya dönecek olan dolardan başka yatırım araçlarına akmasını hızlandırması demektir. 

Bu denklemde bizim durumumuz biraz istisna yaratıyor. Kırılganlığımızın hassan olduğunu, seçim belirsizliklerinde yorgun düşen ekonomik yapının artık bir an evvel icraat görmeyi beklediğini düşünürsek, kaybettiğimiz her dakika 2016 yılından çalmaya devam ediyor. Sayıların anlamlı, anlamsız hareketini bir kenara bırakın, gerekli olan düzenlemeler yapılmadan, ekonomik vaatleri gerçekleştirmenin hayali ile tedbirsiz davranırsak; yeni sorunları birbirine ekleyerek getiririz. Bunun içinde en önemli şey bağımsız ve güçlü bir ekonomi yönetimi. Buna bakanından bürokratına ve en başta MB na kadar herkes dahil. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder