Özellikle siyasi konulara girmeden yazmayı tercih eden
biriyim. Ama Türkiye ekonomisinden bahsettiğinizde siyasete bulaşmadan yazıyı
tamamlamak için illaki teknik konuların içerisinde gezmeniz gerekiyor.
İmkânsıza yaklaşıyorum, siyasete bulaşmadan yazımı
tamamlamak için; ama en azından Mehmet Şimşek konusunda teğet geçerek birkaç şey
söylemek istiyorum.
Ciddi misiniz?
Mehmet Şimşek, ekonomik aktörler içinde Ali Babacan ile
birlikte piyasanın en güven duyduğu isimlerdendi. Kabul ediyorum. Ancak geride
kalan 64. Hükümetin kısa süresi içinde ne kadar etkisini hissettiniz? Ya da
sadece vitrin olarak mı oradaydı. Ali Babacan’ın ismi geçsin diye ferahlama anı
arayan oyuncular, şimdi aynı şeyi Mehmet Şimşek için yapıyorlar.
Gerçeklere dönelim. Ekonomi tek eksenli, faiz duyargası ile
yönetilecek. Vitrindeki bibloların bir vasfı kalmadı artık. Kaldı ki, Mehmet
Şimşek’in bunun farkında olduğunu son yaptığı açıklamalardan da
anlaşılabiliyor.
Mehmet Şimşek’in “ Artık
yapay zekânın, artık robotlaşmanın, robotların istihdam edildiği bir dünya.
Aman hocalarım ne olur şu çocuklarımıza bilginin ötesinde bir şey kazandırın.
Daha farklı yetenekler, transfer edilebilir yetenekler kazandırın.” ifadesi, yardımcısı olduğu Başbakanın bilişim için “ Fazla
kafayı takmayın, sıyırırsınız” a zıt.
Neyse…
FED’in faiz artırım baskısını devam ettiği, turizm
gelirlerinin ürperttiği bir ortamda döviz atağına karşı MB’nin alacağı
önlemleri dört gözle takip etmemiz gerekecek. Cebimizdeki paranın giderek
azaldığı bir ortamda zorunlu olarak maaşlardan BES’e kesilecek 100 TL’nin de
endişe verici bir tarafı yok. Zaten işlerimizi, vasfına bakılmaksızın Suriyeli
işgücüne terk ediyoruz. Bunun da ekonomiye olan güvenimizi arttırdığı gün gibi
ortada. Hepsi bir tarafa kim bu kadar konutu alıyor demeden, inşaat ile büyüyen
ekonominin oluşturduğu balonlardan da bir haber durumdayız. Büyüyoruz yani
sorun yok. Reel sektörü inşaat ile bir tutabilen bir güruha döndük.
Petroldeki avantajımızı giderek kaybetmeye başladığımız, bu
yetmezmiş gibi döviz girdilerimizin azalmaya başlayacağı yılın ikinci yarısında
hangi aklı evvelin risk iştahını arttırarak ülkeye sıcak para dışında yatırım
sokabileceğiz, bunu merak ediyorum. Kaldı ki giren sıcak paranın spekülasyon
için gireceği açıkken sevinebilecek miyiz? Bu kısım Gelişmekte Olan Ülkelere
artan risk iştahından bahsedenler için olsun. Risk iştahı gerçekten Gelişmekte
Olan Ülkelere gücüne oranla dağılıyor zaten. Biz gelişmekte olduğumuzdan bile
emin değiliz.
Merkez Bankasının yapacağı faiz indirimlerinin ülke
ekonomisinde yatırım iştahını arttıracağını düşünmek saflık olmayacak mıdır?
Ve aklımda deli sorular…
Gerçekten ciddi olamazsınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder