Ekonomide bir kural vardır ya da varsayım da
diyebilirsiniz, “Ceteris Paribus”. Bütün
diğer olasılıklar sabitken, ölçümü gereken unsurdaki değişimi açıklamada
kullanılır.
Kabul ediyorum, teknik bir terim ve bilmeyen biri için
anlaşılmaktan uzakta. Şöyle basite indirgeyelim. Değerindeki değişimi ölçmek
istediğimiz bir veri sepetimiz var ve bundaki değişimi yorumlayabilmemiz için
öncelikle onu etkilemesi muhtemel diğer verilerin sabit olduğunu ve
değişmeyeceğini kabul ediyoruz.
Daha da mı karıştı. Boş verin. Asıl konumuz zaten bu Doların
ne olacağı. Ve Türkiye gibi bir ülkede konu döviz ise ve hatta dolardan bahsediyorsak,
hiçbir diğer şartın sabit veya olağan seyrinde gideceğini kabul edemeyiz.
Kişisel fikrim dolar için konuşursam, göreceğimiz her
düşüşün orta ve uzun vade için alım fırsatı olduğu. 2,80 desteğini kırdıktan
sonra yapılan alımların kar getireceğini bilmek için kâhin olmaya gerek yok.
Sürprizin bol olduğu siyaset ortamında dolarda yaşanacak
harekete artık alışmış olmamız gerekir.
Aslında ekonominin siyasetin esiri olduğu bizim gibi
ülkelerde, istatistiki rakamların gerçeği yansıtması konusunda nasıl
şüphelerimiz var ise, teknik analize dayalı tahmin yapmanın, yazının girişinde
bahsettiğim diğer bütün şartları sabitlemekten bir farkı olmadığını söylemek
lazım.
Hatta tam tersi hiçbir şartı sabit kabul etmeden daha ne
olabilir ki, diye düşünerek yatırım yapmak daha kazançlı olacaktır.
Elimizdekileri sıralayalım, öncelikli olarak iç siyasette
giderek artan belirsizlik ve terörün yarattığı can sıkıcı durum. Siyaset
cephesinde yaratılan her çözümsüzlüğün bu ülke ekonomisinde neler yarattığı çok
uzak geçmiş değil. İktidarın tek elde olması, ekonomi yönetiminin tek yumruk
hedefe kitlendiğini ne kadar göstermiyorsa, ekonomi bürokratlarının
bağımsızlığının tartışılır olması bir o kadar beceriksizliği de beraberinde
getirecektir.
Siyasetin önümüzdeki dönemde daha da tartışma konusu olacağı
bir gerçek ve bu durum yazı konumuz olan Dolar için tartışmasız büyük etken.
Merkez Bankasının faiz konusunda alacağı kararlarında siyasetin tahmin edilir
koşulunda ilerleyeceğini düşünürsek, doların yukarı ivmelenmesi beklenmedik
olmayacaktır.
Bununla birlikte, yaz dönemine girerken turizmde
yakındığımız sıkışıklıkta, döviz girişlerimiz de problem yaratacağı açık. Döviz
girdilerimiz içinde en büyük kalemlerden olan turizmin yaratacağı sıkıntıyı
yılın ikinci yarısından sonra daha belirgin hissedeceğimizi düşünüyorum.
Dış etkiden bağımsız bir süreç düşünülemeyeceğine göre,
FED’in bu sene yapması muhtemel en az iki faiz artışı da Demokles’in kılıcı
gibi sallanmaya devam edecek gibi. Haziran ayındaki toplantı yaklaşırken
piyasalarda beklentiler daha da belirginleşecektir.
Risk iştahının gelişmekte olan ülkeler üzerine
hareketleniyor olduğunu düşünürsek, iştah kaçırıcı her durum yeni bir dayak
yememize sebep olacaktır.
Kısaca siyasetteki çalkantılar ile ekonomideki bağımlı
bağımsız tutum, yaşanması muhtemel şoklar; doların sene sonu tahminlerini
3,20’nin üzerine taşıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder