17 Mayıs 2016 Salı

ceteris paribus ( 16.05.2016 uludağ gazetesi )




Ekonomide bir kural vardır ya da varsayım da diyebilirsiniz, “Ceteris Paribus”. Bütün diğer olasılıklar sabitken, ölçümü gereken unsurdaki değişimi açıklamada kullanılır. 

Kabul ediyorum, teknik bir terim ve bilmeyen biri için anlaşılmaktan uzakta. Şöyle basite indirgeyelim. Değerindeki değişimi ölçmek istediğimiz bir veri sepetimiz var ve bundaki değişimi yorumlayabilmemiz için öncelikle onu etkilemesi muhtemel diğer verilerin sabit olduğunu ve değişmeyeceğini kabul ediyoruz. 

Daha da mı karıştı. Boş verin. Asıl konumuz zaten bu Doların ne olacağı. Ve Türkiye gibi bir ülkede konu döviz ise ve hatta dolardan bahsediyorsak, hiçbir diğer şartın sabit veya olağan seyrinde gideceğini kabul edemeyiz.  

Kişisel fikrim dolar için konuşursam, göreceğimiz her düşüşün orta ve uzun vade için alım fırsatı olduğu. 2,80 desteğini kırdıktan sonra yapılan alımların kar getireceğini bilmek için kâhin olmaya gerek yok.

Sürprizin bol olduğu siyaset ortamında dolarda yaşanacak harekete artık alışmış olmamız gerekir.
Aslında ekonominin siyasetin esiri olduğu bizim gibi ülkelerde, istatistiki rakamların gerçeği yansıtması konusunda nasıl şüphelerimiz var ise, teknik analize dayalı tahmin yapmanın, yazının girişinde bahsettiğim diğer bütün şartları sabitlemekten bir farkı olmadığını söylemek lazım.
Hatta tam tersi hiçbir şartı sabit kabul etmeden daha ne olabilir ki, diye düşünerek yatırım yapmak daha kazançlı olacaktır.

Elimizdekileri sıralayalım, öncelikli olarak iç siyasette giderek artan belirsizlik ve terörün yarattığı can sıkıcı durum. Siyaset cephesinde yaratılan her çözümsüzlüğün bu ülke ekonomisinde neler yarattığı çok uzak geçmiş değil. İktidarın tek elde olması, ekonomi yönetiminin tek yumruk hedefe kitlendiğini ne kadar göstermiyorsa, ekonomi bürokratlarının bağımsızlığının tartışılır olması bir o kadar beceriksizliği de beraberinde getirecektir.  

Siyasetin önümüzdeki dönemde daha da tartışma konusu olacağı bir gerçek ve bu durum yazı konumuz olan Dolar için tartışmasız büyük etken. Merkez Bankasının faiz konusunda alacağı kararlarında siyasetin tahmin edilir koşulunda ilerleyeceğini düşünürsek, doların yukarı ivmelenmesi beklenmedik olmayacaktır.

Bununla birlikte, yaz dönemine girerken turizmde yakındığımız sıkışıklıkta, döviz girişlerimiz de problem yaratacağı açık. Döviz girdilerimiz içinde en büyük kalemlerden olan turizmin yaratacağı sıkıntıyı yılın ikinci yarısından sonra daha belirgin hissedeceğimizi düşünüyorum. 

Dış etkiden bağımsız bir süreç düşünülemeyeceğine göre, FED’in bu sene yapması muhtemel en az iki faiz artışı da Demokles’in kılıcı gibi sallanmaya devam edecek gibi. Haziran ayındaki toplantı yaklaşırken piyasalarda beklentiler daha da belirginleşecektir.

Risk iştahının gelişmekte olan ülkeler üzerine hareketleniyor olduğunu düşünürsek, iştah kaçırıcı her durum yeni bir dayak yememize sebep olacaktır. 

Kısaca siyasetteki çalkantılar ile ekonomideki bağımlı bağımsız tutum, yaşanması muhtemel şoklar; doların sene sonu tahminlerini 3,20’nin üzerine taşıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder