14 Kasım 2015 Cumartesi

bültenden .... ( ekim )



1 Kasım Türkiye Genel Seçimine, 2 günden daha az kaldığını düşünürsek; yapılabilecek yorumlarında kısıtlı olduğunu belirtmem gerekir. 
  
Aslında özetle “ 2015 Kayıp Yılı ” desek pek çok şeyi anlatmış oluruz. Seçimin tatsızlığı içinde gelen ekonomik verilerin, tehlike çanlarını 2016 için bangır bangır çaldığını görmezden geliyoruz. FED, Çin , AB ve Turizm’deki ciddi gerileme ve ihracat rakamlarındaki düşüş vecari açıktaki tehlikenin bir buzdağı gibi önümüzde durması ve seçim sonrası belirsizlik ( siyasi gerginliklerin alevleri söndürmeden devam edebilecek olması )
 
 
Son söylediğimi biraz açmak istiyorum, seçim bir belirsizliğe son verirken, başka bir belirsizliği beraberinde getirebilecek olması. Şu anki koşullarda çıkması daha büyük olasılık gözüken koalisyon hükümeti, bağımsızlığı tartışmalı bıçak sırtı bir yapıda ilerlemeye çalışacaktır. Her zorlama süreç, kırılganlığı tartışma götürmeyen ekonomik yapımızı yıpratmaya devam edecektir. Bunu dışarıdaki şok dalgalarından korunamayan bir ekonomik yapı olarak düşünürseniz sonuç 2015 yılından daha kayıp ya da daha tedirgin edici olacaktır. Son günlerde konusu geçen üçüncü bir seçim ihtimalini düşünmek bile istemiyorum.  


Bu aşamada MB Başkanı Erdem Başçı’nın faiz ile ilgili açıklaması ve Ekonomiden Sorumlu olduğunu düşündüğüm Nihat Zeybekçi’nin faiz artırımı ve FED öngörülerini bir kenara bırakırsak, gösterge faizdeki gerileme bize dövize kaçışın devam edeceğinin sinyallerini veriyor. 

AB Merkez Bankası Başkanı Draghi’nin tahvil alım programının devam edeceğini açıklaması Doları, Euro lehine değerlendirecektir. Kaldı ki bunu açıklamadan sonra paritedeki yansımadan da görebiliyoruz. Bununla birlikte FED’in merakla beklenen toplantısından faiz kararı çıkmasa da ciddi anlamda Aralık ayına atıfta bulunarak, bu ihtimali güçlendirdi. Daha önce de yazmış olduğum gibi, Aralık ayında faiz artırımının gerçekleşeceğini ancak bunun sembolik kalabileceğini düşünüyorum. Bu toplantı sonrasında belirtmese bile küresel ekonomideki çalkalanmalar, özellikle Çin, göz ardı edilemeyecek durumda.


Yukarıda da belirttiğim gibi, 1 Kasım öncesinde bazı şeyleri yorumlamak anlamsızlaşıyor, önümüzde belli belirsiz gözüken ve çok da iç açıcı olmayan bir tablo var. Bu tablo seçim sonrasında biraz daha belirginleşecek ama renkleri, desenleri değişmeye devam edecek. Şu an için 1 Kasım’ı görmek çok daha anlam ve önem taşıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder